5/11/2009
İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi (İGEME) tarafından hazırlanan Yazılım Sektörü raporundan derlenen bilgilere göre, 2008 yılında bilgi teknolojileri hizmetleri pazarı 1,9 milyar dolar büyüklüğe ulaşırken, toplam bilgi teknolojileri pazarının yüzde 24’ünü oluşturdu.
Bilgi teknolojileri sektörünün büyümesi yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşirken, yazılım sektörünün büyüme oranının ise yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor.
Türk firmaları yazılım sektöründe çok çeşitli ürünlere imza atarken, üretilen ürünler
arasında
- akıllı kart okuyucular
- GPS temelli araç izleme
- navigasyon sistemleri
- mobil pazarlama çözümleri
- interaktif mesaj uygulamaları
- doküman yönetim sistemleri
- kamera sistemleri
- ADSL yol izleyicileri
- modemler
- hastane ve laboratuvar bilgi yönetim sistemleri
- entegre kalite yönetim sistemleri
- rapor sistemleri
- ERP yazılımları
- şehir bilgi sistemleri
- lojistik sistemleri
- veri yönetimi
- güvenlik yazılımları
bulunuyor.
Türkiye’de bu sektörde faaliyet gösteren firma sayısında son yıllarda artış görülürken, üretim ve ihracat yapan firma sayısı ise sınırlı kalıyor. Sektörde 3 bin 500 civarında firma faaliyette bulunurken, sektörde yaklaşık 100 civarında firma ihracat gerçekleştiriyor. Bu firmalar ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul’da faaliyetlerini sürdürürken, Ankara’da güvenlik ve savunma yazılımları ile kamu sektörüne yönelik yazılım geliştirme hizmetleri sunan firmalar çoğunlukta bulunuyor. İstanbul’da ise sistem yazılımları ve uygulama yazılımları üreten firmaların ağırlıklı olduğu görülüyor.
İhracat:
Türkiye’de yazılım sektörünün toplam 2008 yılı kayıtlı ihracatı 13 milyon dolar civarında gerçekleşirken, bu rakamın sektörün gerçek ihracat rakam ve potansiyelini yansıtmadığı, çünkü yazılımın genellikle makina, elektronik eşya, otomotiv, medikal, donanım gibi bir ürün veya hizmetin bir parçası olarak ihraç edildiği belirtiliyor.
90 civarında ülkeye ihracat gerçekleştiren Türk yazılım sektörünün ihracat eğiliminin artarak devam etmesi bekleniyor. Sektörün geneline bakıldığında önemli ihracat pazarları olarak
- Almanya
- İngiltere
- Kazakistan
- ABD
- Yunanistan
- Libya
- Azerbaycan-Nahcivan
- Ukrayna
- Romanya
- Hollanda
- İsviçre
- Irak
- Fransa
olarak sıralanıyor.
İthalat:
Türkiye yazılım sektörü diğer yüksek teknoloji sektörlerinde olduğu gibi net ithalatçı sektör konumunda bulunurken, sektörün ithalatı 2008 yılında 117 milyon doları aştı. Sektörün ithalatında önemli artış görülürken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.
- İrlanda
- Almanya
- ABD
- Çin
- İsveç
- İngiltere
- Fransa
- BAE
- Japonya
- Malezya
- Avusturya
- Hollanda
- Polonya
- İsrail
- İspanya
sektörün en çok ithalat yaptığı ülkeler.
Dünya Ticareti:
Dünyada yazılım sektörü sürekli gelişirken, 2008 yılında yüzde 5,2 büyüyerek 963,5 milyar avroya ulaşması beklenen bilgi teknolojileri pazarında, dünya yazılım sektörü pazarının yüzde 6,7 büyüyerek 185 milyar avroya ulaşması öngörülüyor.
Dünya bilgi teknolojileri pazarında ülkelerin harcamalarının da arttığı gözleniyor. ABD, AB, Japonya gibi ülkelerin BT pazar büyüme oranları tek haneli oranlara tekabül ederken, gelişme yolundaki ülkelerden Çin, Hindistan, Rusya gibi ülkelerin büyüme oranları çift haneli rakamlara ulaşıyor.
Dünyadaki 2008 yılında yaşanan ve etkisi halen devam eden finansal krize rağmen yazılım satışlarını devam ettiren tek sektör olurken, sektörün satış ve büyümesinin krizin etkisiyle önümüzdeki yıl daha yavaş bir sürece gireceği bekleniyor. Dünya BT pazarının yaklaşık yüzde 20’sini yazılım sektörü oluşturuyor.
ABD dünya pazarının tek başına yüzde 36’sına sahipken, AB’nin payı yüzde 32, Japonya’nın payı yüzde 13 oldu. Gelişmekte olan ülkelerden ise Çin’in dünya BT pazarından aldığı pay yüzde 4, Hindistan yüzde 2, Rusya yüzde 1 oranda pay aldı. Önümüzdeki yıllarda bu oranların gelişmekte olan ülkeler lehinde artarak devam etmesi bekleniyor.
Kaynak:
http://kobi.milliyet.com.tr/haber/kobi-yazilim-sektoru-krize-ragmen-buyudu,4990
19.10.2009
İlgili Yazı: Türkiye'de Yazılım Sektörü
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
5/11/2009
Bilişimin yalnızca kullanıcısı değil, aynı zamanda üreticisi olmaya geçiş aşamasında, yazılım, Türkiye için öncelikli sektörlerden biridir. Türkiye'de yazılım sektörü son yıllardaki bazı çabalara rağmen hala istenilen değerlere ulaşmamıştır. Büyüyen ekonomi, İnternet'in ve bilgisayarın yaygınlaşması ve bunun sonucunda oluşan talep şüphesiz "talep eğrisi"ni oldukça yukarılara çıkarmıştır.
Dünyada yazılım sektörünün önde gelen ülkeleri ABD, Almanya, İngiltere, Hindistan, İsrail, İrlanda ve İsveç. Türkiye, bu ülkeler kadar kapasiteli değil, ancak hızla yükselen ve gelişen bir potansiyele sahip.
Türkiye’nin yazılım ihracatı gerçekleştirdiği ülkeler arasında
- Almanya
- ABD
- Hollanda
- Romanya
- İngiltere
gibi ülkeler başta geliyor.
Yazılım ithalatında ise
- İrlanda
- ABD
- Almanya
- İngiltere
- Fransa
gibi ülkeler önemli bir yer tutuyor. Ancak hükümet desteğiyle yapılacak bir atılımla yazılım sektöründe lider konumda bulunan Hindistan`ın yerini alarak, Avrupa`nın yazılım üssü olabileceği de hayal değil...Türkiye`nin en büyük avantajı
bilgisayarla tanışmış genç bir kitleye sahip olması. Avrupa ve ABD`deki yaş ortalamasının yükselmesi yazılım gibi genç beyinlere ihtiyaç duyulan sektörlerde, genç nüfusa sahip ülkelerin önemli ölçüde değerini artırıyor. Genç kesimin bilgisayar alanında kendini geliştirdiğini, hatta uzmanlaşmaya başladığını, bu değerlerin iyi yönlendirilmesi ve üniversitelerde yazılım alanına önem verilmesi kaçınılmaz. Türkiye`de genç işsizlerin yazılım sektörüne yönlendirilmesinin hem işsizliği önleyeceği hem de sektörün canlanacağı unutulmamalıdır.
Ar-Ge`ye ve gençliğe yatırım yapıldığı takdirde, Hindistan, İrlanda gibi dünyanın önemli yazılım üslerinden biri olacağı görülüyor. Ar-Ge çalışmalarının yapılmasında
teknoparklar önemli bir yer tutuyor. Teknoparklarda ortaya çıkan disipline edilmiş doğru bilgi; şirketlere, sektörlere ve ülke ekonomisine aktarıldığında dikkat çekici büyüklüklere ulaşıyor. Yazılım çalışmalarında kullanım dili Türkçe ve İngilizce sürümleri olmak üzere iki çeşit olabilir. İki dilde yazılım hazırlanması; bir arıza durumunda, sorunun kısa sürede çözümlenebilmesini sağlar ve yurtdışına döviz çıkışı da önlenmiş olur.
Yazılım sektörünün en az turizm sektörü kadar ülkeye getirisi olduğu için, yazılımın ihraç edilmesi büyük önem kazanıyor. Tabi ki bu noktada hükümete büyük görevler düşüyor. Yazılım sektörünün
ihracatının 2015 yılında 2 milyar Dolar’a ulaşacağı ve 2023 yılında ise turizmin gelirini aşacağı öngörülüyor. Yazılımda Ar-Ge çalışmalarında yapılacak
yatırım 30 kat olarak geri dönüyor. Dünyadaki bilişim pazarının yaklaşık yüzde 20-25’ini oluşturan yazılım sektörünün öncelikli bir stratejik sektör olarak ele alınıp incelenmesi gerekiyor. YASAD (Yazılım Sanayicileri Derneği) gibi derneklerin daha aktif rol oynamaları ve devlete bağlı yazılım üreten ve ihraç eden birimlerin kurulması gerekiyor. Ar-Ge Yasası’nda özellikle yazılıma önem verilmiş olup, özel şirketlerin de yazılıma yönelmeleri planlanmıştır.
Seçilmiş ülkeler itibariyle, yazılım pazarı büyüklüklerine bakıldığında Türkiye’nin ne kadar geride olduğu görülüyor:
Yazılım sektörünün desteklenmesi halinde korsan yazılımların da önüne geçilebileceği dikkate alınmalıdır. Türkiye'deki korsan yazılım kullanım oranı yüzde 70, Avrupa'da bu rakam yüzde 35'ler civarındadır.Kaynak:
Hüsamettin Çelik, 03.11.2009
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
3/11/2009
İnternet devi Google, arama motoru olarak başladığı yolculuğuna artık Gmail, Google Docs, Google Translator gibi servisleriyle devam ediyor. Her saniye milyonlarca kişinin arama gerçekleştirdiği Google, bilindiği gibi 2006 yılında YouTube'u da satın alarak kullanıcı kitlesini daha da genişletmişti.Google'ı yakından tanıyan Ken Auletta da Google'ın insanoğlu üzerinde bıraktığı derin ize kayıtsız kalmamış olacak ki, hazırladığı yeni kitabında Google'ın insanoğluna öğrettiklerini 8 maddede bir araya getirdi.İşte Google'ın bize öğrettikleri...
1. Hırs ve tutku
Google bir arama motoru olarak doğdu ve Yahoo! gibi devlere karşı meydan okudu. Ancak Google'ın bu kadar kısa sürede büyük başarı göstermesi pek çok nedene bağlandı. Fakat dikkatlerden kaçan bir nokta vardı: Google, iki üniversite öğrencisinin yoğun çabaları sonucu ortaya çıkmıştı; anca bu iki genci bu denli efor sarf etmeye iten ise sahip oldukları hırs ve hedeflerine olan tutkularıydı. Örneğin Yahoo! iş adamlarının sermayeleriyle kurulurken, Google iki öğrencinin kendi çabalarıyla ve fikirleriyle ilerliyordu. Yahoo'nun yatırımcıları Yahoo!'yla yakından ilgilenmezken, Google'ın kurucuları işlerinin hep başında oldu.
2. Hedefe odaklanmanın önemi
Hırs ve tutku, bir şirket için itici bir güç olabilir; ancak hedefe odaklanılmadığında "Kontrolsüz güç, güç değildir" tümcesi akla geliyor. Diğer bir deyişle, "ne için efor sarfetmeli", "hedefimiz ne" sorularının bir yanıtı olmalı ve bu hedef doğrultusunda ilerlemeli. Örneğin Steve Ballmer, bir konuşmasında odaklanma konusunda oldukça ilginç bir açıklama yapmıştı. Açıklamasında "insanlar odaklanma olayını genellikle farklı bilirler; oysa asıl odaklanma, 100 iyi fikri, gerektiğinde arka plana atmak ve doğru hedefe yoğunlaşmaktan başka bir şey değil."
3. Vizyon da gerekli... Vizyon olmaksızın, hırs ve odaklanma kavramları bir araya gelse de, bataryasız olan bir cep telefonundan farksızdır ve hiçbir işe yaramaz. Bu nedenle Google'ın kurucuları Page ve Brin, "dünyada varolan tüm bilgilere kullanıcıların ulaşabilmesini sağlamak" hedefini vizyonları haline getirdiler. Hatta Google, kütüphane olma yolunda da ciddi bir adım atarak kitapları elektronik ortama aktarmaya başladı bile.
4. Takım kültürünün önemi
Google'ın bugün geldiği noktada takım çalışmasının önemini de görmek gerekiyor. Google'ın çalışma ortamına ve hiyerarşi düzenine baktığımızda da aslında takım kültürünün ve takım çalışmasının Google için ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Tepeden tabana ve tabandan tepe noktasına doğru bilgi alışverişine fazlasıyla önem verem Google, çalışan memnuniyetini her koşulda üst seviyelerde tutmaya çalışıyor.5. Müşterilere "kral" gibi davranmak
Bilindiği gibi Google'ın gelirlerinin büyük bir bölümü online reklamlardan oluşuyor. Ancak Google, müşterileri için reklamların değil, ücretsiz servislerin önemli olduğunun elbette ki farkında. Kullanıcılarına ücretsiz olarak ulaştırdığı sayısız servisiyle kullanıcıların kalbine giren Google, gelirini de kullanıcılara herhangi bir maliyeti olmayan online reklamlardan kazanıyor.6. Rakip de olsa şirketlerle ortak çalışmak
Google'ın birçok şirkette görülmeyen farklı bir yönü bulunuyor. Google reklamlarını hemen her sitede artık görmeye alıştık; ancak dikkat ettiğiniz üzere Google reklamlarını Google'ın servislerine rakip olabilecek sitelerde dahi rastlıyoruz. Ancak her iki tarafın da bu işten kazançlı çıkması, Google'ın reklamlarıyla geniş bir kitleye ulaşmasını sağladı. Reklamlarını tıklatarak buradan kendine kazanç kapısı yaratan Google, anlaşmalı olduğu şirketlere de reklamları başına belirli bir ücret vererek "kazan kazan" politikasının farklı bir versiyonunu tüm dünyaya gösterdi.7. Hayat uzun, ama zaman kısa
Eric Schmidt, Google'ın başarısının sırrını aslında tek cümleyle öyle güzel açıklıyor ki: "Hayat uzun olmasına uzun; ancak fırsatları değerlendirmek hep dar zamanlarda mümkündür". Yanlışlardan ders çıkarmasını bilen ve fırsatları zamanında değerlendiren Google, fırsatları kısa vadede değerlendirmenin önemine dikkat çekiyor.8. Hiçbir şeyin kesinliği yoktur
Google, bugün için bileği bükülmez bir şirket izlenimini verse de, durumun böyle devam edeceğine dair elbette kimse garanti veremez. Zira mainframe bilgisayar pazarının %70'ini bir zamanlar elinde bulunduran IBM'e, daha sonra hükümet meydan okumuş ve PC'ler ortaya çıkmıştı. İş dünyasının geçmişini yakından inceleyen Clayton Christensen, Google'ın YouTube ve Android ile bambaşka alanlara açıldığını ifade ederek, buna rağmen bu alanlar için herhangi bir iş modelini henüz geliştirmediğine dikkat çekti.Selim Öztürk, 03.11.2009http://www.chip.com.tr/konu/google-dan-ogrendigimiz-8-sey_16167.html
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
8/1/2009
Zaman mı sizi yönetiyor, siz mi zamanı yönetiyorsunuz?
Aslında pek çok zaman tuzağı insanın kendisinden kaynaklanır. Kendinize bazı sorular sorduğunuzda aslında bazı zaman tuzaklarını kendinizin yarattığını göreceksiniz. Zaman tuzaklarından hangilerine siz neden oluyorsunuz? Hangilerini başkaları, dış kaynaklar dış kaynaklar oluşturuyor? Bu dış kaynaklardan hangileri kontrol altına alınabilir, hangilerini ortadan kaldırabilirsiniz? Bu soruların cevap alternatiflerini Martin Scoot zaman Yönetimi isimli kitabında sizlere sunuyor. İşte çalışma yaşamındaki zaman tuzaklardan birkaçı: - Basit soruları sormaktan çekinmek
- Başkalarına sorumluluk vermemek
- Biliyormuş gibi davranmak
- Birkaç işi birden yapmaya çalışmak
- Boş işleri önlemeyi göz ardı etmek
- Boş işlerin peşinden koşmak, önemsiz işleri önce yapmak
- Dağınık masa (dağıtmamak), düzensiz çalışma ve düzensiz ortam
- Dinlenme saatlerinin düzensizliği
- Dış ortamlara fazla açık olmak
- (Korku yüzünden) Erteleme (yapamama, zevk almama, bilmeme, başaramama)
- Gereğinden fazla kırtasiye ile uğraşmak
- Gündemsiz, programsız toplantılar
- Günlük ayrıntılara boğulmak
- Hayır diyememek
- İşleri ucu ucuna yetecek şekilde planlamak
- İşleri yarım bırakmak
- Kolay ve tanıdık işleri hep son ana saklamak
- Konsantrasyon eksikliği
- Müzik eşliğinde çalışmak
- Telefon görüşmeleri (gereğinden uzun/kişisel/boş yere uzatmak/not almamak)
- Tutamayacağımız sözler vermek
- Unutmak / Ajanda tutmamak
Kaynak: Pelin Körfez (14.11.2007),
http://www.kariyer.net/kariyerRehberi/kariyerRehberiDetay.kariyer?prt=81&kn=254
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
10/11/2008
İş ve meslek uzmanları başarı ve kariyerin birinci şartının angarya işlerden kaçınmamak ve eleştirilere açık davranmak olduğunu belirtiyor.
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Samsun İl Müdürlüğü’nde görevli İş ve Meslek Danışmanı Ömür Demircioğlu, iş bulmak kadar, ilk işte başarılı olmak ve tercih edilen eleman olarak kalmanın da güç olduğunu söyledi. Bunun için bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demircioğlu, işe yeni girenlerin, mesaiye zamanında gitmeye ve mümkün olduğunca az izin kullanılmaya özen göstermesini önerdi. İş yerine uygun giyinmenin de son derece önemli olduğunun altını çizen Demircioğlu, ilk işte tecrübesiz olmanın getireceği olumsuzlukların unutulmaması, bunun için önemsiz, angarya görülen işleri bile küçümsenmeden, başarı ile yapmaya dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti. Demircioğlu, verilecek önemsiz gibi görülen işlerin ciddiye alınarak başarı ile yapılmasının işveren üzerinde olumlu bir etki bırakacağını vurguladı.
Eleştiriler gurur meselesi yapılmamalı
İş hayatında eleştirilerin gurur meselesi yapılmaması gerektiğini belirten İş ve Meslek Danışmanı Ömür Demircioğlu, iş hayatında, özellikle ilk işte eleştirilere açık olmanın, personele artı getireceğini söyledi. Demircioğlu, şöyle devam etti:
"İlk işinizde angarya işlerden kaçınmayın ve eleştirilere açık olun. Büyük, küçük verilen her görevi başarıyla yerine getirin. Eleştiriye açık olun, neden eleştirildiğinizi anlamadıysanız, neden eleştirildiğinizi sormaktan çekinmeyin."
İlk işte çok kişi tanımanın son derece önemli olduğunu bildiren Demircioğlu, kişilerle iyi iletişim kurmanın, gelecek için birer yatırım olduğunu ifade etti. İşin zorlukları karşısında hemen pes edilmemesini, en az 6 ay ya da bir yıl denenmesini öneren Demircioğlu, ancak kişinin kendisini yaptığı işte yeterli ve mutlu bulmadığı takdirde mutlaka severek yapacağı bir işi tercih etmesi gerektiğini kaydetti.
Yeni bir işe başlandığında gelecek için kariyer hedefleri yapılmasının kişinin kendisini geliştirmesi açısından önemli olduğunu belirten Demircioğlu, iş hayatı boyunca kişisel gelişime katkıda bulunacak eğitimlerin alınması gerektiğini söyledi.
Kaynak: http://www.haber7.com/haber/20080108/Ilk-iste-basari-ve-kariyerin--yolu.php (08.01.2008)
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı